İyi bir arkadaş değil, duyarlı bir ebeveyn olun!

Pek çoğumuz çocuğumuzla arkadaş olduğumuz için övünürüz. Hatta neredeyse arkadaşlarıyla yaptığı pek çok şeyi bizimle de yapabildiği için koltuklarımız kabarır. Ancak bu durum sandığınız gibi faydalı değil; arkadaş olacağım derken onu anne-babasından ediyor olabilirsiniz. Sonuçları çok daha travmatik olabilir. İşte tam da bu yüzden, uzmanların bu konu hakkındaki tavsiyelerini bilmenizde yarar var. 

Elbette herkes çocuğuyla iyi anlaşmak, onun bütün dertlerinden haberdar olmak, birlikte herkesten çok daha iyi vakit geçirmek ister. Bu nedenle de belli konularda fazlaca taviz verir. Ancak dikkatli olmakta fayda var; çocuğunuzla iyi arkadaş olmaya çalışırken otoriteniz her an elden gidebilir. Pek çok uzmana göre, çocuğunuzla arkadaş olmak yerine, ona iyi bir anne baba olmanız çok daha faydalı. Çünkü “Ben çocuğumun arkadaşıyım” yaklaşımı, onu doğru davranışlara yöneltecek olan aile içi otoriteyi yerle bir edebiliyor, bu da çocuğunuzun gelecekteki yaşamını ve günlük yaşamındaki davranışlarını olumsuz yönde etkiliyor. Üstelik nadiren de olsa durum, ilişkilerde rol değişikliğine kadar uzanabiliyor. 

Anne-baba yukarıda olmalı 

İngiltere’de ebeveynler üzerinde yapılan bir araştırmadan çıkan çarpıcı sonuçlar bu konudaki gerçekleri gözler önüne seriyor. Şöyle ki, araştırma sonuçlarına göre, günümüzde çocukluk 11 yaşında sona eriyor. Bu yaştan sonra çocukların çoğu, yetişkinler gibi davranmaya başlıyor. Çevrelerinden çok çabuk etkilenen ve ergenlik dönemine giren çocuklar, bazı özgürlükleri daha çabuk elde etmek için ailelerine baskı yapıyor, bu da ne yazık ki erken cinsellik, alkol, sigara ve uyuşturucu gibi bağımlılıklarla sonuçlanıyor. Anne-baba-çocuk ilişkisinde eşit ilişki diye bir şey olmadığını savunan uzmanlar, anne ve babanın daima yukarıda olması gerektiğinin önemle altını çiziyor. 

Kafalar karışık… 

İşte tam da bu noktada, anne-babaların kafası hepten karışıyor. Bir yandan elbette çocuğumuz özgür ve özgüven sahibi bir birey olsun istiyoruz, bir yandan da olumsuz alışkanlıklar edinmesini, sorumluluklarını unutmasını istemiyoruz. Bu noktada önemli olan, dengeyi iyi kurabilmek… İyi bir arkadaş yerine, duyarlı ve anlayışlı bir ebeveyn olur, ebeveynlikten arkadaşlığa geçen o ince çizgiyi korumayı başarırsanız sorun ortadan kalkabilir. 

Baskı kurmayın, ilgilenin 

Otoritenizi korumak adına çocuğunuzun üzerinde baskı kurmanıza gerek yok. Onunla ilgilendiğinizi göstermeniz, kendini gösterebileceği özgür alanlar oluşturmanız, onun gelişimi açısından çok daha faydalı. Üstelik böylelikle bağlarınız giderek sağlamlaşacak ve çocuğunuzun size güven duyduğunu fark edeceksiniz. Ancak baskıcı yaklaşımlarla onu bunaltırsanız ne ebeveyn ne de arkadaş olarak onun tarafından dikkate alınmayacağınızı sakın unutmayın. 

Bunları dikkate alın… 

* Çocuğunuza sürekli nasihat vermekten kaçının. Onu nasihatlerinizden çok davranışlarınızla etkilemeye çalışın. 

* Yüksek sesle konuşmak ya da bağırmak yerine, yumuşak tonlarda ama kesin ve net cümleler, onlar için her zaman daha bağlayıcı olur. 

* Asla kendinizle kıyaslamayın ve mutlaka ona bir yanılma bırakın. 

* Onu dinleyin, sorduğu soruları önemseyin ve asla yalan söylemeyin. Her konuda gerçekleri anlatın. 

* Yapabileceklerinin üstündeki durumlarda onu zorlamaktan kaçının, aksine başarabileceği işler konusunda dayatmacı değil ama bilgilendirici olun. 

* Yalan söylediğini sezdiğiniz zaman, üstüne gitmeyin; yalnızca yalan olduğunu anladığınızı hissettirin. Böylelikle daha fazla yalan söylemesini engellemiş olursunuz. 

* Ona karşı haksızlık ettiğiniz durumlar olursa, bunu ona açıkça söylemekten çekinmeyin. Bu sizi onun gözünde düşürmez, aksine daha güvenilir bir ebeveyn kılar. 

* Unutmayın ki hiçbirimiz bu dünyaya ‘örnek çocuk’ olmaya gelmedik… Ondan da bunu beklemeyin. 

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.