Anne Çocuk Beslenmesi

Değeri yıllardır bilinen ve insan hayatı boyunca çok önemli bir yere sahip olan anne çocuk beslenmesini bugün sizlerle birlikte ele alacağız. Günümüzde ülkelerin gelişmişlik düzeyinden tutun bireylerin sosyal hayatına kadar etkili bir konu olup ebeveynlerin bu konuda bilinçlendirilmesi ve bilgilendirilmesi çok önemlidir. Beslenmeden başlayacak olursak beslenme, büyüme, gelişme, yaşamın ve fizyolojik işlevlerin sürdürülmesi, sağlıklı ve üretken olmak için besinlerin kullanılmasına denir. Beslenme anne karnından yaşlılığa kadar insan yaşamının her döneminde önemlidir. İnsanın sağlıklı bir şekilde yaşaması için kırktan fazla besin öğesine ihtiyaç vardır ve bu besin öğeleri gereksinim miktarı kadar alınmalıdır. Yeterli ve dengeli beslenme bu konuda çok önemlidir.Vücudun çalışması ve yaşamın devamlılığı için gerekli enerjinin sağlanmasına yeterli, enerjinin yanı sıra diğer bütün besin öğelerinin de gereksinim kadar alınmasına dengeli, her ikisine birden yeterli ve dengeli beslenme denir.

Yeni doğan bebeğin sağlıklı bir biçimde büyüyüp gelişmesinde başarılı beslenmenin payı büyüktür. Dünyanın birçok ülkesinde bebekler sosyal, ekonomik ve kültürel nedenlerle beslenme yetersizliklerine maruz kalmaktadır. Yetersiz ve dengesiz beslenme çocuklarda büyüme gelişme gerilikleri ile ölümlere neden olmaktadır. Dünya Sağlık Örgütü raporlarına göre, gelişmekte olan ülkelerde bebek ölümlerine neden olan hastalıkların başında ishal, pnömoni ve bronşit

gibi enfeksiyon hastalıkların geldiği, bu enfeksiyonları önlemenin en kolay yollarından birinin anne sütü ile beslenme olduğu belirtilmektedir.

Anne sütü yenidoğanın gelişimini destekleyecek özelliklere sahiptir ve besin değeri bakımından tüm yapay besinlerden üstündür. Anne sütü bebekle anne arasındaki duygusal bağı arttırır, bebeğin beyin gelişimi için gerekli olan esansiyel yağ asitleri ve A vitaminini içerir, bebeğin immün sistemini güçlendirir. Ayrıca anne sütünün fizyolojik sarılığı daha çabuk iyileştirdiği ve demir eksikliği anemisini önlediği belirtilmektedir. Erken dönemde emzirmenin yalnızca bebek sağlığı değil anne sağlığı üzerinde de olumlu etkileri vardır. Erken dönemde emzirmeye başlayan annelerde doğum sonu kanama riski azalır. Meme kanseri, over kanseri ve idrar yolu enfeksiyonuna yakalanma riskinin daha az olduğu bildirilmektedir. Tüm bunlara ek olarak emzirmek oldukça ekonomiktir.

2003 Türkiye Nüfus ve Sağlık Araştırması sonuçları, çocukların yüzde 97’sinin bir süre emzirildiğini, yüzde 54’ünün doğumdan sonraki ilk bir saat içinde emzirilmeye başlandığını ve yüzde 16’sının doğumdan sonraki ilk 24 saat hiç emzirilmediğini göstermektedir. Bu veriler ülkemizde anne sütü ile beslenmenin yaygın olduğunu, ancak emzirmeye başlamanın oldukça geç olduğunu göstermektedir.

Emzirmenin düşük oranda olmasını ve geç emzirmeye başlamayı, anne sütünün yeterli gelmeyeceği kaygısı, erken, hazırlıksız doğum ve emzirme konusundaki yanlış inanç ve uygulamalar etkilemektedir. Ülkemizde de annelerin birçoğunun anne sütünün yeterli gelmeyeceğine inanmaları ya da emzirme ile ilgili uyguladıkları birçok geleneksel yöntemler nedeniyle bebekler yeterli beslenememekte ve birçok sağlık sorunu ile karşı karşıya kalmaktadır.

Annelerin bebeklerini yeterli ve etkili emzirmesi için anne sütünün önemini kavramanın yanında, etkin emzirmeyi, emzirme tekniklerini, emzirme sıklığını, süresini ve emzirme sırasını bilmeleri ve erken postpartum dönemde desteklenmeleri önemlidir. Annenin doğum sonu dönemde düzenli izleminin yapılması, emzirme konusunda verilen eğitimlerin uygulamaya geçip geçmediğinin kontrolü ve annenin sorularının yanıtlanması oldukça önemlidir.

Anne sütü yenidoğan için en uygun besin maddesidir. WHO ve UNICEF bebeklerin ilk altı ay boyunca yalnızca anne sütü almalarını yedinci aydan itibaren ek gıdalara başlanmasını, ek gıdalarla birlikte emzirmeye iki yaşına kadar devam edilmesini önermektedir.

Beslenme düzeninin oluşturulmasında ikinci önemli basamağı ek besinlerin verilmesi oluşturmaktadır. Ek besinler verilirken çocuğun biyolojik ihtiyaçları ve besinlerin hijyeni kadar bu sıradaki anne-bebek ilişkisi de bu dönemin ve çocuğun yaşamının ilerideki yıllarını etkileyecektir. Altıncı aylarından sonra bebekler ayrılma ve bireyselleşme sürecine girerler. Bu dönem aynı zamanda ek besinlerin verilmeye başlandığı dönemdir.

Ek besinlere altıncı ayda başlanması ve bunların yanında iki yaşına kadar emzirilmesi çocuğun hem fiziksel hem de gelişimsel sağlığı açısından olumlu katkı sağlamaktadır.

Ek besin verirken besinlerin temizliği önemlidir. Bu amaçla hem bebeğin hem de annenin yemekten önce ellerinin yıkanması, hazırlanan gıdaların kısa sürede tüketilmesi ve tüketilmeyen kısmın güvenli olarak saklanması, temiz tabak-çatal-kaşık-bardak kullanıması ve biberon kullanmaktan kaçınılması gerekmektedir.

Ek besin olarak verilecek besinin miktarı ve öğün sayısı da çocuğun yaşına göre değişiklik göstermektedir. Bebeklerin mide kapasitesi 200 ml kadardır. Başlangıçta 6-8 aylık bebeklere 2-3 ana, 1-2 ara öğün verilirken, dokuzuncu aydan sonra 3-4 ana, 1-2 ara öğün uygundur.

Besinlerin kıvamı da giderek artmalıdır. Bebeğe yaşına uygun olmayan kıvamda besin sunulması ya beslenme yetersizliğine ya da obesiteye neden olabilir. Bebekler 6-8 aylıkken besinlerin püre şeklinde verilmesi uygunken, sekizinci aydan itibaren bebeklerin eline yiyecekler verilebilir. Her ne kadar püre şeklindeki gıdaların yedirilmesi daha kolay olsa da partiküllü katı besinlerin verilmesinin onuncu aydan daha geçe kalması ileride de beslenme sorunlarına zemin hazırlayacaktır. Onikinci aydan itibaren bebek aile sofrasından beslenebilir.

Altıncı aydan sonra anne sütü tek başına bebeğin, özellikle demir, çinko, vitamin A ve enerji ihtiyacını karşılayamaz. Bebeklerin mide kapasitelerinin de küçük olduğu göz önünde alındığında bebeklere verilecek ek besinlerin besleyici değeri de yüksek olmalıdır. Bu nedenle ilk alıştırma döneminden sonra bebeklere farklı besin gruplarını içeren karışım besinlerin (sebze çorbası, dolma gibi) verilmesi yararlıdır. Bebek ve çocuk beslenmesinin önemli bir parçası yağlardır. Anne sütünün yağ içeriği pek çok besinden daha yüksektir. Genel olarak günlük enerjinin %30- 45’inin yağlardan karşılanması ile yeterli esansiyel yağ asitleri alınabileceği gibi obesite riski de önlenmiş olacaktır. Kullanılacak yağın doymamış yağ asitlerinden zengin sıvı yağ olması önerilmektedir. Her gün et, tavuk, balık ve yumurta tüketilmeye çalıştırılır. Yine A vitamininden zengin sebze ve meyve tüketimi de günlük olmalıdır. Bebeğin anne sütüne devam etmesi önerilen bu dönemde inek sütü yerine fermente ürünleri (peynir, yoğurt) tüketmesi de hem enfeksiyon riskini azaltacak hem de kalsiyum ihtiyacını karşılayacaktır. Tüm bu ihtiyaçların doğal besinler yoluyla karşılanmasında zorluk olması halinde vitamin-mineral desteğinden yararlanılmalıdır (demir, çinko, A ve D vitamini). Bebek ve çocukların aşırı meyve suyu ve süt tüketmeleri önlenmelidir.

Psikososyal açıdan ise bu dönemde beslenme sırasında aileye önerilebilecek çocuğun gelişimini destekleyecek yaklaşımlar şöyle sıralanabilir;

–Bebeği dik ve yüzü karşıya bakacak şekilde oturtun.

–Bebeğin karşısında oturun ve göz teması kurun.

–Bebeği beslemeden önce yiyeceğe ilgi göstermesini bekleyin.

–Bebeği önce istediği zamanlarda besleyin, fakat daha sonra belli bir programa oturtun.

–İlgili olun (küçük bebeklere yedirin, daha büyüklerin yanında olun), fakat aşırı ısrarcı olmayın.

–Onunla yumuşak ve destekleyici bir ses tonu ile konuşun.

–Bebek ilgisini çabuk kaybediyorsa, konuşma, davranışlar ve çevre ile onu aşırı uyarmayın.

–Bebeğin yiyeceklere dokunmasına ve kendi kendini beslemesine izin verin.

– Yeme hızını bebeğin belirlemesine izin verin

–Bebeğin yiyecek seçimine saygı gösterin; bebek bir besini red ederse, bunun yerine geçebilecek diğer besinleri deneyin veya aynı besini daha farklı lezzet, içerik veya þekilde sunun.

–Bebeğin istediği kadar yemesine ve doyduğu zaman yemeği bırakmasına izin verin

–Beslenme öğünlerinin aynı zamanda öğrenme ve sevgi öğünleri de olduğunu hatırlayın

Altıncı ayından sonra bebeğini etkili bir şekilde besleyen anne, çocuğunun gelişim belirtilerine göre besleme yöntemleri seçer, yaşına uygun önerilen besinleri uygun şekilde hazırlar, çocuğun beslemeyi yönetmesine gerçekçi şekilde fırsat tanır; besleme ile ilgili, fakat ısrarcı değildir. Bebekler en iyi hem kontrol edebildikleri hem de desteklendikleri ortamlarda beslenirler.

Bir yaşından sonra anne/baba hem beslenme zamanları hem de içerik yönünden sınırlar koyabilirler. Çocukların besin tüketimi günden güne değişiklik gösterebilir. Önemli olan çocuğun bir haftalık tüketiminin dengeli ve büyümesinin yeterli olmasıdır.

Beslenme sorunları her toplumda oldukça yaygındır. Çocuklarda beslenme ve büyüme ile ilgili sorunlar temel olarak üç nedenden kaynaklanır: tıbbi veya fiziksel nedenler, uygun olmayan besin seçimi ve uygun olmayan beslenme dinamikleri. Bunun için çocukların her üç neden açısından değerlendirilmesi uygun olur.

Uzm. Fzt. Dyt. Fitoterapi Uzmanı Merve UĞUZ

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.